ARABİC عربي

د. حسين أمين سرت
المتخصص في تنمية الفرد والمجتمع

جامعة اسطانبول المدنية

التنمية البشرية والاجتماعية CENTER، والعلامة التجارية İNSGEM مع تسجيل براءات الاختراع؛
اللجنة العليا للانتخابات، ومن المقرر الجامعات والحكومة والقطاع الخاص ومنظمات المجتمع المدني مع المساهمة في تأسيس المركز.
المهتمين قد التواصل والتشارك.

Yorumlar   

0 #2 kadir can 07-05-2011 18:28
Şifâ-i Şerîf’te anlatılır: Bir gün Hz Ömer'in oğlu Abdullah'ın ayağına felç iniyor. Acaba nasıl bir ilaç yapalım, diye konuşulurken, içlerinden biri diyor ki: " En sevdiğin insanın adını çağırırsan ayağın iyileşir" O da; bütün gücüyle, "Meded ya Muhammed!" diyor ve ayağı derhal iyileşiyor. Bu hâdise Şifâ-i Şerîf’te yazılıdır, isteyen kardeşlerimiz oradan okuyabilir.

Demek ki meded varmış, Allah'tan (istemede) vesîle varmış. Diğer bir örnek de şudur: Hz Ömer zamanında Rasûlullah'ın amcası Hz Abbas'ı önüne getiriyor ve dua ederken diyor ki: "Ya Rabbi! Bu Rasûlullah'ın amcası Abbas'tır Bunun hürmetine bize yağmur yağdır" Daha elleri havadayken yağmur yağıyor Bu da Buhâri-i Şerîf'te kayıtlıdır

Dînimizde vesîle vardır; meded de diyebiliriz Bunda herhangi bir şirk veya küfür yoktur Çünkü bunu Sahabîler yapmıştır Elbette onların yaptığını biz de yaparız Her şeyi yapan, Fâil-i Mutlak Allah'tır Fakat Allah'ın sevdikleri var, onları vesîle yapabiliriz Yalnız, vesîle ile duâda hitâb, mutlaka Allah (cc)'ya olmalıdır Yani isteyeceğimizi şahıslardan değil, Allah'tan istemeliyiz Sadece, Allah'ın o sevdiği kullar hürmetine, yine Allah'tan istemelidir Cenâb-ı Hakk, bu vesîleyi kendisi öğretmiştir

Bir örnek daha vereyim: Sahâbe’den bir kişi geliyor Peygamber Efendimiz'in huzuruna, âmâ, gözleri görmüyor Diyor ki: "Ya Rasûlallah! Sen peygambersin, duâ et, Allah senin duanı kabul eder; benim gözlerim açılsın" Cenâb-ı Rasûl-i Ekrem (sav) buyuruyor ki kendisine: "Sabredersen, bunun karşılığı cennettir" O Sahâbî diyor ki: "Ya Rasûlallah! Yalnızım, benim ihtiyaçlarımı görecek kimsem de yoktur; bu güzel sohbetinden mahrum oluyorum, mescide namaz kılmaya da gelemiyorum Onun için, sen duâ et de gözlerim açılsın" O zaman Rasûlullah Efendimiz buyuruyor ki kendisine: "Git, abdest al, iki rekat namaz kıl, başın secdedeyken, beni vesîle et 'Yâ Rabbi! Hz Muhammed'in hürmetine gözlerimi aç!' diye duâ et Cenâb-ı Hakk'a" Adam, Efendimiz'in bu emirlerini alıyor ve o şekilde abdest alıp namaz kılıyor, Rasûlullah'ı vesîle edip duâ edince gözleri açılıyor Bu, birçok hadis kitabında yazılıdır 5])
هذا الحديث الصحيح الذي رواه الترمذي، يدل على أن الدعاء من أهم أنواع العبادة. فكما أن الصلاة لا تجوز أن تكون لرسول أو ولي، فكذلك لا يُدعى الرسول أو الولي من دون الله.
1 - إن المسلم الذي يقول: يا رسول الله أو يا رجال الغيب غوثاً ومدداً، هو دعاء وعبادة لغير الله، ولو كانت نيته أن الله هو المغيث، ومثله مثل رجل أشرك بالله U وقال: أنا في نيتي أن الإله واحد فلا يقبل منه هذا؛ لأن كلامه دل على خلاف نيته، فلا بد من مطابقة القول للنية والمعتقد، وإلا كان شركاً أو كفراً لا يغفره الله إلا بتوبة.

2 - فإن قال هذا المسلم: أنا في نيتي أن أتخذهما واسطة إلى الله، كالأمير الذي لا أستطيع أن أدخل عليه إلا بواسطة، فهذا تشبيه الخالق بالمخلوق الظالم الذي لا يدخل عليه أحد إلا بواسطة، وهذا التشبيه من الكفر.

قال الله تعالى منزهاً ذاته وصفاته وأفعاله:
([6]) سورة الشورى، آية 11.
فتشبيه الله بمخلوق عادل كفر وشرك، فكيف إذا شبهته بإنسان ظالم؟ ! تعالى الله عما يقول الظالمون علوَا كبيرا.
3 - لقد كان المشركون في زمن الرسول r يعتقدون أن الله هو الخالق والرازق، ولكنهم يدعون الأولياء الممثلين في الأصنام واسطة تقربهم إلى الله، فلم يرض منهم هذه الواسطة، بل كفرهم وقال لهم:
Yanlış mı anladım yoksa başkası tarfından yazılıp öylecemi kaldı? İmam-ı rabbani usulüne sert değilmi? ifadeler.
0 #1 Tahsin 29-10-2009 11:56
Şifâ-i Şerîf’te anlatılır: Bir gün Hz Ömer'in oğlu Abdullah'ın ayağına felç iniyor Acaba nasıl bir ilaç yapalım, diye konuşulurken, içlerinden biri diyor ki: " En sevdiğin insanın adını çağırırsan ayağın iyileşir" O da; bütün gücüyle, "Meded ya Muhammed!" diyor ve ayağı derhal iyileşiyor. Bu hâdise Şifâ-i Şerîf’te yazılıdır, isteyen kardeşlerimiz oradan okuyabilir.

Demek ki meded varmış, Allah'tan (istemede) vesîle varmış. Diğer bir örnek de şudur: Hz Ömer zamanında Rasûlullah'ın amcası Hz Abbas'ı önüne getiriyor ve dua ederken diyor ki: "Ya Rabbi! Bu Rasûlullah'ın amcası Abbas'tır Bunun hürmetine bize yağmur yağdır" Daha elleri havadayken yağmur yağıyor Bu da Buhâri-i Şerîf'te kayıtlıdır

Dînimizde vesîle vardır; meded de diyebiliriz Bunda herhangi bir şirk veya küfür yoktur Çünkü bunu Sahabîler yapmıştır Elbette onların yaptığını biz de yaparız Her şeyi yapan, Fâil-i Mutlak Allah'tır Fakat Allah'ın sevdikleri var, onları vesîle yapabiliriz Yalnız, vesîle ile duâda hitâb, mutlaka Allah (cc)'ya olmalıdır Yani isteyeceğimizi şahıslardan değil, Allah'tan istemeliyiz Sadece, Allah'ın o sevdiği kullar hürmetine, yine Allah'tan istemelidir Cenâb-ı Hakk, bu vesîleyi kendisi öğretmiştir

Bir örnek daha vereyim: Sahâbe’den bir kişi geliyor Peygamber Efendimiz'in huzuruna, âmâ, gözleri görmüyor Diyor ki: "Ya Rasûlallah! Sen peygambersin, duâ et, Allah senin duanı kabul eder; benim gözlerim açılsın" Cenâb-ı Rasûl-i Ekrem (sav) buyuruyor ki kendisine: "Sabredersen, bunun karşılığı cennettir" O Sahâbî diyor ki: "Ya Rasûlallah! Yalnızım, benim ihtiyaçlarımı görecek kimsem de yoktur; bu güzel sohbetinden mahrum oluyorum, mescide namaz kılmaya da gelemiyorum Onun için, sen duâ et de gözlerim açılsın" O zaman Rasûlullah Efendimiz buyuruyor ki kendisine: "Git, abdest al, iki rekat namaz kıl, başın secdedeyken, beni vesîle et 'Yâ Rabbi! Hz Muhammed'in hürmetine gözlerimi aç!' diye duâ et Cenâb-ı Hakk'a" Adam, Efendimiz'in bu emirlerini alıyor ve o şekilde abdest alıp namaz kılıyor, Rasûlullah'ı vesîle edip duâ edince gözleri açılıyor Bu, birçok hadis kitabında yazılıdır 5])
هذا الحديث الصحيح الذي رواه الترمذي، يدل على أن الدعاء من أهم أنواع العبادة. فكما أن الصلاة لا تجوز أن تكون لرسول أو ولي، فكذلك لا يُدعى الرسول أو الولي من دون الله.
1 - إن المسلم الذي يقول: يا رسول الله أو يا رجال الغيب غوثاً ومدداً، هو دعاء وعبادة لغير الله، ولو كانت نيته أن الله هو المغيث، ومثله مثل رجل أشرك بالله U وقال: أنا في نيتي أن الإله واحد فلا يقبل منه هذا؛ لأن كلامه دل على خلاف نيته، فلا بد من مطابقة القول للنية والمعتقد، وإلا كان شركاً أو كفراً لا يغفره الله إلا بتوبة.

2 - فإن قال هذا المسلم: أنا في نيتي أن أتخذهما واسطة إلى الله، كالأمير الذي لا أستطيع أن أدخل عليه إلا بواسطة، فهذا تشبيه الخالق بالمخلوق الظالم الذي لا يدخل عليه أحد إلا بواسطة، وهذا التشبيه من الكفر.

قال الله تعالى منزهاً ذاته وصفاته وأفعاله:
([6]) سورة الشورى، آية 11.
فتشبيه الله بمخلوق عادل كفر وشرك، فكيف إذا شبهته بإنسان ظالم؟ ! تعالى الله عما يقول الظالمون علوَا كبيرا.
3 - لقد كان المشركون في زمن الرسول r يعتقدون أن الله هو الخالق والرازق، ولكنهم يدعون الأولياء الممثلين في الأصنام واسطة تقربهم إلى الله، فلم يرض منهم هذه الواسطة، بل كفرهم وقال لهم:
Yanlış mı anladım yoksa başkası tarfından yazılıp öylecemi kaldı? İmam-ı rabbani usulüne sert değilmi? ifadeler.

Yorum ekle

Her Seferinde Aşağıdaki Bilgileri Doldurmak İstemiyorsanız Sitemize Üye Olarak Direk Yorum Yapabilirsiz.


Güvenlik kodu
Yenile